| Angajman Kuralları | ||||
|
|
HERKÜL MİLLAS Rus savaş uçağının düşürülmesi yaşanan konjonktürde kaçınılmazdı; hatta gerekliydi. Çünkü angajman kuralları kuşkulara yer bırakmayacak biçimde apaçıktı: kuş bile sınırları zorlasa düşürülecekti. Bu, dünyaya ilan edilmişti ve taraflar ayrıca da uyarılmıştı. Ülke sınırlarını ihlal eden uçağın düşürülmemesi durumunda angajman kuralları blöf olarak algılanacaktı. Yani ülkenin sert uyarılarının aslında boş tehditler olduğu anlamı çıkacaktı. Bu durumda bir güvenilirlik sorunu doğacaktı. Sert sözler söyledikten sonra gereğini yapmayan bir ülkeye kim güvenir, bu ülkeyi kim ciddiye alır ki? Birkaç saniyelik bir ihlalden sonra “birkaç dakikalık” ihlaller de görülmeye başlanabilirdi. Kesin ve sert uyarıların sonrasında dediğini uygulamayanın prestiji ciddi yara alır. Yani angajman kuralları ve tekrarlanan ihlaller göz önüne alındığında düşürülme olayı anlaşılırdır, kaçınılmazdır ve hatta gereklidir. Ama angajman için aynı şey söylenebilir mi? Angajman kurallarına karar verilirken doğru mu davranıldı? Sanırım bu sorunun cevabı daha zor. Birkaç nedenden dolayı. En başta, angajmanı ilan edenin seçenekleri sınırlanmaktadır. Bu bir taahhüttür. (Zaten Fransızcada angajman taahhüt demektir) Belli bir uygulamayı üstlenmek demektir. Şartlar ne olursa olsun belli bir davranış dikte edilmektedir. Özel şartlar göz önüne alınmayacaktır demektir. Bu ise bir risktir. Durumu, zamanın şartlarına ve o günün havasına göre değerlendirme olanağı artık yoktur demektir. Yapılacaklar, çok önceden alınan bir karara göre olacaktır. Bu şartlarda gerçekleştirilen bir eylem yanlış olma olasılığı olsa da artık bundan kaçınma fırsatı kalmamıştır demektir. Angajman başka bir nedenden dolayı da sorunlu olabilir. Ne yapılacağı önceden ilan edilince, karşı taraf angajmanı ilan edenin ne yapacağını bilmekte ama angajmanı ilan eden hasmın ne yapacağını bilmemektedir. Bu durumda inisiyatif ve şartları seçme fırsatı hasma verilmektedir. Tabii angajmanın bir caydırıcılık ve gözdağı verme amacı vardır. Ama sorunları da vardır. Önemli olan, sorunların caydırıcılık yararından daha çok olduğudur. Çünkü caydırıcılık başka yollarla da sağlanır. Örneğin sınırların ihlali durumunda uçakların düşürüleceği ima edilir veya ilan edilir. Kesin angajmanlara girmeden. Bu “belirsizlik” durumu hasmı hemen hemen aynı derecede düşündürür ve risk alma konusunda caydırıcı olabilir. Müeyyidenin ne olduğunu önceden açıkça bilmemek oldukça caydırıcı bir tehdittir. ANGAJMAN VE MİLLÎ ÇIKAR MESELESİ Ama angajmanın en önemli kusuru hasma provokasyon yapma fırsatı vermesidir. Karşı tarafın ne yapacağını önceden bilen taraf, karşı tarafı istediği yana sürükleyebilir. İnisiyatif artık angajmanı ilan edende değildir. Hasım uygun zamanı seçmede serbesttir. Uygun gördüğünde tartışmalı sayılacak bir sınır ihlali ile sorun yaratabilir ve angajmanı ilan edeni “aşırı hassas” olarak lanse edebilir. Angajman hasma bir avantaj sağlamaktadır. Yani, ileride yaşanacak tatsız olayları engelleme amaçlı caydırıcı angajman kuralları, tersine, bazı sorunlara neden olabilir. Özellikle sınırların hemen ötesinde bir savaş sürdürülüyor ve savaş uçakları trafiği çok yoğunsa bir kazanın olma ihtimali yüksektir. Sınırların ihlali kaza sonucu da olabilir. Otomatik uygulanacak angajman kuralları en verimli yol olmayabilir. Zaten bu tür angajmanların pek yaygın olmamaları da bu yüzdendir; büyük riskler içermektedirler. Ege Denizi yöresinde uygulanmış olsalardı çoktan çok tatsız durumlar yaşanacaktı. Yukarıdaki satırlar genel ve kuramsal görüşler. Şu an, edinilmiş olan hayat tecrübelerinden sonra ne yapılabilir? Sanırım bu alanda genel bir konsensüs oluşmuş gibi. Hem ülke içinde hem de dünya kamuoyunda. Gerilimin tırmanmaması gerekir. Tonların düşürülmesi gerekir. İleride bu tür olayların tekrarlanmayacağı güvenci doğmalı. Aslında sınır ihlalleriyle ilgili yaptırımların önceden söylenmemesinin yararı büyüktür. Bazen “söylemler” yapılanlardan daha önemli oluyor ve gerilim yaratıyor. Tabii en zor olanı, kontrol altında tutulması gereken kamuoyu ve egolardır. Gurur ve onur meseleleri, idare edilmesi zor alanlardır. Komşu ülkede süregelen bir iç savaşta tarafsız kalmak da hemen hemen olanaksız gibidir. Bütün bunların bütün büyük güçlerin bu işlere bulaştığı bir ortamda yer alıyor olması da ayrı bir etken. Mesele iki taraf veya üç taraf arasında değildir; taraflar çoktur ve her birinin etkisi karar anında kendini duyurmaktadır. Bu ortamda angajman kurallarını değiştirmek pek anlamlı değildir. Bu alanda böylesine ani bir geri dönüş zafiyet gibi algılanabilir. Ama angajman tedrici olarak daha az duyurulabilir. Uygulaması esnetilebilir. Tehdit olarak kalabilir ama kullanılması otomatiğe bağlanmaz. İnisiyatif saklı kalır. Çünkü ikinci ve üçüncü bir “kazanın” bedeli ağır olabilir. Astarı yüzünden pahallı olabilir. Çünkü asıl amaç egemenliğin özde korunmasıdır, korunuyor görünmesi değildir. Kesin, esnekliği olmayan angajman, ülke savunmasının tek çaresi değildir. Katı angajman kurallarının olmadığı öteki sınırlar (Batı ve Kuzey'deki sınırlar) daha az korunmadığı açıktır. O sınırlarda da ihlaller tabii ki serbest değildir. Ama provokasyonlara da açık değildir. İzleme ve önleme manevraları da yaygın uygulamalardır. O sınırlarda her sınır ihlal durumu ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilir; doğrusu ve en güvenli olanı da budur. Yani Rus uçağının düşürülmesini uluslararası hukuka uygunluğu açısından tartışmanın değeri tabii ki vardır; çünkü ülkenin kredibilitesi (güvenilirliği) söz konusudur. Ancak bu olayın başka bir boyutu da vardır. O da milli çıkardır. Güvenilirlik de çıkar meselesidir ama çıkarın tek kıstası değildir. Riskli her karar, adı üstünde, tehlikeler içerir. Riskli (ve cesur) kararlar bazen çok şeyler kazandırır, bazen kaybettirir. Bu ise insanların ruh halleriyle doğrudan ilişkilidir. Bendeniz, belki yaşın da etkisi vardır bunda, büyük riskler almayı hayatımda pek sevmedim. Bu yüzden “rest çekmem” genellikle; görürler korkusuyla. |













.jpg)
