Türkiye’de ırkçılık var mı?
PDF Yazdır e-Posta

Zaman Gazetesi

09 Nisan 2013

Herkül Millas

Soru, futbol sahalarında yaşananlardan aklıma geldi. Sorunun cevabı ise ırkçılık derken ne anladığımıza bağlı.

Irkçılık her ülkede farklı biçimde ortaya çıkar; daha doğrusu tıpatıp aynı olmaz. Örneğin New York'ta siyah derili kimselere karşı önyargı oluşabilir ama bir Afrika ülkesinde, bu kez “beyazlar” ırkçı anlayışla öldürülebilir. Böyle bir durumda birinciye “ırkçılık”, ikinciye “antiemperyalist mücadele” dememiz mümkün. Ya da ırkçılığı “birilerini öldürmek” olarak tanımlarsanız, bir insanın dini, etnisitesi veya anadili yüzünden ayrımcılığa uğramasını, örneğin bir işe alınmamasını ırkçılık saymazsınız. Ayrıca ırkçılığın dereceleri de var: Komşunuz “farklı” olunca mahalleyi ayağa kaldırmak ve adamı oradan kovmak için kampanya başlatmak da var; adama hafiften terbiyesizce davranmak da. Irkçılığın zaman içinde dalgalandırmaları da olabilir: ülkede yabancı işçiler az ise onlar farklı ama sempatik gelir gözümüze; sayıları çok artarsa pis, aşağı, tehlike vb. oluverirler.

Görülmesi zor olan yan, bilgi ile algıyı karıştırmamızdır. Irkçılık bir algı ve önyargı meselesidir. Gelgelelim, önyargı bizim bilincinde olmadığımız bir yanımızdır. Biz, önyargımızı “bilgi” olarak görür, öyle algılarız. Önyargılarımızın bilincinde değiliz, zaten olamayız da; bu durum önyargının tanımı yüzünden öyledir: farkında olmadığımız yanımızdır önyargımız ve ırkçılığımız. Irkçı bir insan, sevmediği ve karşı olduğu kimselerin eksikliklerini “görür”; ama gördüklerinin aslında önyargı sonucu olduğunu hiç bilemez. Bu yüzden “bende/bizde ırkçılık yok” cümlesi tehlikeli ve çelişkili bir sözdür. Fıkrası da vardır: “Ben iki şeyi hiç sevmem, biri ırkçılıktır, ikincisi X'lerdir”. X'in yerine herkes meşrebine göre “öteki” diye bellediğini yerleştirebilir: komşusunu, karşı dinden olanı, farklı milletten olanı, Yahudileri, Batılıları, Doğuluları, dindarları, dinsizleri, vb.

Genellemeler genel olarak önyargının bir belirtisidir. (Bu lafım da bir genelleme olduğu için bu noktada çok dikkatli olmak gerek; bundan dolayı “genel olarak” demek ihtiyacını duydum!) Genellemeler bir kalıpyargı sorunudur çünkü gruplar içindeki farklılıkların görünmesini engeller. “Türkler Y'dir” cümlesi bu tür bir genellemedir; bütün Türkleri bir ve aynı saymaktadır. “Y” olumsuz bir sıfatsa (örneğin, tembel, saldırgan vb.) bu cümlenin ırkçı bir cümle olduğunu hemen görürüz. Çünkü bütün bir millete ortak ve olumsuz bir özellikle yakıştırmaktadır. Haksızlığı hemen anlarız.

Ama aynı cümlede rolleri değiştirdiğimizde ırkçılığı görmememiz çok olanaklıdır. “Y”, olumlu bir sıfatsa - misafirperver, cesur, hoşgörülü vb.- böyle bir cümle ve böyle bir genelleme bizim için rahatsız edici sayılmaz. “Türkler ırkçı değildir” böyle bir cümledir! Ayrıca “Y” olumsuz ama “bize” değil de “ötekine” yakıştırılıyorsa yine rahatsız edici değildir. Örneğin “Batılılar duyarlı değildir, ırkçıdır, çıkarlarına düşkündür, saldırgandır” gibi cümleleri her gün görürüz ama bizi rahatsız etmezler, içerdikleri ırkçılığı görmeyiz. İşte önyargının ve genellemelerden yola çıkarak oluşan ırkçılık böyle bir şeydir. İçinde olabilir ama farkında olmayız.

Bir örnek: Yunanistan

Yunanistan'da ırkçılığın doğuşunu kimileri şaşkınlıkla karşıladı. Yunanlılar on yıllarca büyük bir özgüvenle “bizde ırkçılık yoktur” dedi. Gerçekten de son on yıllarda ne siyahîlere, ne Yahudilere, ne yabancılara karşı saldırılar olmadı. Veya yalnız “münferit” olaylar oldu. Ama birden Altın Şafak diye bir parti siyaset dünyasında belirdi. Kamuoyu yoklamaları bu partiyi bir yıldır üçüncü parti konumunda gösteriyor. Sempatizanları % 10'un üstünde. Irkçılık birden mi oluştu yoksa vardı da gözden mi kaçtı? Bence eskiden de vardı ama görünmüyordu veya insanlar görmek istemiyordu.

Irkçılık bir dünya görüşüdür. Çevremizi, kendimizi ve “ötekini” nasıl yorumladığımızla ilgilidir. Şiddet ve başka aşırı tutumlar ırkçılığın bir aşamasıdır. Irkçılık şiddet şeklinde belirmediği zaman da var olabilir. “Bizden olmayanı aşağı görmek” ırkçılığın özüdür. Tabii bunu söyleyebilmek için “bizim” ve “ötekinin” bir bütün olarak, bir kalıpyargı olarak, bir genelleme olarak sunulması gerekir. Yunanistan örneğine dönersek, yıllarca gözden kaçan, bu “aşağılayıcı mantığın” toplum içinde sürekli pompalanmış olduğudur. Gözden kaçmıştır, çünkü ırkçı söylem kimseyi doğrudan aşağılamadı; ama dolaylı olarak hep aşağıladı. “Biz üstünüz, haklıyız, dürüstüz, hoşgörülüyüz, uygarız, yaratıcıyız vb.” söylemi sürekli işledi. Kimseyi aşağılamadı sanılıyor ama aslında bütün dünyayı aşağıladı: “Biz” böylesine üstünsek, bütün dünya bize göre daha aşağıdır” anlayışı insanların (büyük bir kısmının en azından) kafasına bir güzel yerleşti.

Ve bir kriz anında toplum içinde inanç ve bilgi halinde yerleşmiş olan ırkçılık birden “eyleme” geçti. Bu arada bütün insanların eşit olduğu, herkesin aynı haklara sahip olması gereği, kimsenin kimseye göre daha üstün olmadığı içselleştirilmediği için ırkçılık en tabii bir anlayış olarak şiddetini uyguladı: kendini üstün sayan aşağı saydığı kimselerle eşit olmamak için zora başvurdu. Olaya böyle bakarsak, Yunanistan'daki ırkçıların söyledikleri, yıllardan beri öğretilenden –bizim gibisi yoktur!– farklı değildir. Hoşa gitmeyen uyguladıkları şiddettir. Oysa bu kapsamda, şiddet ile ırkçı söylem, bir bütün olarak çelişkili değildir. Aslında çelişkiye düşenler başını kaldıran ırkçılığa şaşanlardır. On yıllarca ırkçı söylemi içlerine sindirebildiler, şimdi de ırkçı eylemi kötülüyorlar!

Başlıktaki soruya dönersek, değil Türkiye'de, bütün ülkelerde ırkçılık vardır. Dünyada maalesef ırkçı söylem yaygındır: “bizim gibisi yoktur” görüşünü her an her yerde duyarız. Böyle sloganları da her yana yazarız. Her millet kendisi için bunu söyler. Bunu erkenden kabul eden toplumlar fren mekanizmalarını da düşünmeye başlarlar. En az ırkçı olan toplumlar herhalde “bizde vardır” diyenlerdir. “Bizde yoktur” mantığı ile yol alanlar bu bilinçsizliğin bedelini öderler. Var olan ırkçılıktan utanmak yerine, varlığını kabul etmenin gururunu öne çıkarmalıyız. Ve buna göre bir eğitim düzenlemeliyiz.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.