Kolotumba
PDF Yazdır e-Posta

kolotumba

Herkul Millas
05/07/2016
Yeni Hayat

17 Ocak 2015 tarihli The Guardian gazetesinde yayımlanan Helena Smith imzalı Yunanistan’la ilgili yazıda Yunanca bir terim kullanılmıştı: Kolotumba. Artık Avrupa Birliği çevrelerinde iyi bilinen terimdir bu. Yüz seksen derece dönüş, U dönüşü anlamındadır. Etimolojine bakarsak iki kelimeden oluşuyor: Takla ve kıç. Kıçının üstünde takla atmak gibi bir kelime. Bu ne tür bir takladır diye sormayın lütfen, çünkü bu kelimeyi kullananların amacı belli bir taklayı anlatmak değil, daha çok çark edeni eleştirmektir. Kelime dönüşten fazlasını ima ediyor. Siriza ve özellikle Tsipras büyük laflar edip olmadık vaatlerde bulunurken, muhalifleri “bunları yapamazsın, sonunda kolotumba yapacaksın” diyorlardı. Bu anlamıyla kelime siyasi bir boyut edindi. Aynı zamanda istihza, alay, küçümseme de içeriyor. Argo olmasa da pek de sıradan bir kelime sayılmaz.

“Kolotumba yapmayacağız”, yani geri adım atmayacağız demişti Tsipras. Bunu söylerken muhaliflerinin gözlerinin içine bakıyordu ve “sizin gibi olmayacağız” diyordu. Hasımlarını sözünde durmayan, sözünün eri olmayan birileri olarak suçluyordu. Avrupalı ortaklarına karşı ise sert, kararlı, ne dediğini bilir, inançlı biri olarak konuşuyordu. Yanında da – daha doğrusu önünde de – ekonomi bakanı Yanis Varufakis yürüyordu. O da “kararlıydı”. Sonra kolotumbalar peş peşe gelmeye başladı. Aslında sözünü ettiğim İngilizce metinde bu kelimenin çoğulu kullanılırken İngilizce gramere göre “kolotumbas” olarak değil, Yunanca gramerine göre kullanıldı: Kolotumbes. Böyle kullanılmasını bellemek daha iyi; Türkçede de artık yaygın biçimde kullanılacağını öngördüğüm için kelimenin çoğul halini orijinal haliyle bilmemizde yarar görüyorum.

Dönelim Siriza’ya. Neler demediler ki! Biz şantaja boyun eğmeyiz, kararlarımız ulusal onur meselesidir geri adım atmayız, üstümüze gelirlerse çıkar gideriz olmazsa, iktidarda kalmak için ödün verecek tıynette insanlar değiliz, dönek, çark eden, tükürdüğünü yalayanlardan değiliz, şantaj değil bunlar temel ilkelerimizdir, bir laf ettik mi sözümüzün arkasında dururuz, blöf yapmıyoruz, sözümüz senettir, erkeğiz biz (böyle söylenmedi bu ama bakışlardan ve beden dilinden bu anlam çıkıyordu!), imajımızı lekelemeyiz, kendimizi rezil edecek kadar akılsız değiliz; ve nihayet kilit kelime: Biz kolotumba yapmayacağız.

Sonra kolotumbes geldi. O kadar çoktu ki bunlar sayısını ben kaçırmış bulunuyorum. İktidara geleceklerinde ilk yapacakları kreditörlerle imzalanmış olan “memorandumu yırtacaklardı ”; sonra en acı olanını imzaladılar. Maaşları ve emekli maaşlarını yükselteceklerdi; hemen hemen yüzde elli oranında kesinti getirdiler. Özelleştirmeler olmayacaktı; limanlardan hava limanlarına, trenlerden elektrik santralarına her şey satılıyor. İşçi haklarına sahip çıkacaklardı; yeni kanunlarla grevler kısıtlanıyor, toplu işten çıkarmalar geliyor. Nepotizm olmayacaktı; işsiz akraba kalmadı.

Pardon da yetmeyebilir

İnsan bir pardon bekler, değil mi? Nerde? “Pardon” anlamında bir şey söylenmiyor. Yanlış yaptık veya yalan söyledik de demiyorlar; ama “kendimizi aldatmışız” lafı (durumu yanlış değerlendirmişiz, anlamında) başbakanın ağzından bir tek kez kaçmış oldu. Muhalefet, “yalnız kendinizi değil, halkı da aldattınız” diyor. Ben kendi payıma çocukluğumu hatırlamış oldum. Mahallede oynarken tekerleme olarak “pardon çıkalı eşekler çoğaldı” derdik. Ama neden söylerdik bu sözü, tam olarak hatırlayamıyorum. Her halde aramızda oynarken ikide birde pardon demezdik. Sanırım birine “eşek” demenin bir yoluydu bu. Açıkçası terbiyesizlik ediyorduk. Oysa bu sözün asıl anlamı başkadır bence: “Pardon desen de bazen pek bir şeye yaramıyor; yapılan zarar öylesine büyük ki pardon merhem değil, pardon seni kurtarmaz!” Gerçekten de, kolotumbes öncesindeki vaatler ve sonraki gelişmeler “pardon” diye bir özürle üstünden gelinecek ve geçiştirilecek bir durum değil.

Çünkü bazı “yanlışların” kalıcı etkileri oluyor. Şu an ülke imajı yara almıştır. Uluslararası arenada yöneticilere güven azalmıştır. (Kalmamıştır dememeye çalıyorum.) Güvenli olmayana kredi ve borç verilmez, onunla ortaklığa gidilmez. Yarın kolotumba yapacağını bildiğimiz birinin sözüne önem verilmez. Böyle bir kimsenin dediklerine kulak da verilmez. Bunun için U dönüşü yapmak veya yüz seksen derece dönüş yapmakla, kolotumba yapmak arasından önemli bir fark var. Devlet politikalarında çark edildiği çok görülmüştür. Ama yarın böyle bir dönüş yapabileceğini bilen siyasiler büyük laflar etmezler; dönüşü yapabilmek için kapıyı biraz aralık bırakırlar. Diplomatik dilden söz ediyorum. Kolotumba kaba bir dönüştür; yapanı kıç üstü düşmüş bir durumda bırakan bir takladır. Semerden düşen karpuz gibi kalıverir insan.

Atina gazeteleri böyle davranmış olan siyasiler konusunda çok öğretici makalelerle dolu. İnsan kendi gücünü doğru değerlendirmeden çıkışlar yaparsa ülkeye bunun bedeli büyük olur; efelenmenin sonuçları rezalete neden olabilir anlamında yazılar bolcadır. Bu yazılarda hem Yunanistan’dan hem de başka ülkelerden örnekler sunuluyor. Tabii, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” biçimden kaleme alınıyor bazen bu yazılar.

Bu yaşananlar siyasilere bir ders olmuş mudur? Artık cart curt etmeyecekler mi? Korkarım ki akil olanlar bunları zaten baştan biliyorlardı. Olmayanlar ise büyük bir ihtimalle tam ters bir sonuca varmışlardır: Bunca palavradan sonra seçmen hâlâ bizden yana olduğuna göre biz bu yoldan şaşmayalım; böyle devam edelim; kazancımız kaybımızdan çoktur, diye düşünüyor olabilirler. Tabii bu kâr/zarar hesabı kendi özel çıkarları üzerinden yapılıyor bu durumda; ülkenin genel çıkarı başka bir şey! Nihayet bu durumun yalnız Yunanistan’la ilgili olmadığını da unutmamak gerek. Daha geçen güne kadar “hadi oradan, biz kendi onurlu yolumuza tek başımıza gideriz” diyen İngilizlerin şaşkın pişmanlığını bugün görüyoruz. Ama bazen kolotumba yapmak olanağı bile bulunamayabilir. Büyük lokma ye, büyük söz söyleme dermiş ecdadımız. Şimdi hem büyük lokma ve hem büyük laf zamanındayız galiba.

 

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.