‘Gerçeği’ ararken (6): Kimlik çalışmaları
PDF Yazdır e-Posta

kimlik2

HERKÜL MİLLAS
7 Haziran 2016
Yeni Hayat

Kimlik demek, farklı bir bakış, farklı bir algı, farklı bir değerlendirme demektir. Veya aynı şeyi tersinden söylersek, belli bir görüşü paylaşan gruplar için “farklı bir kimlik söz konusudur” diyebiliriz. Farklı kimlik taşıyan insanlar, aynı “şeye” bakarken farklı bir şey görür. Bu olayın en güzel kanıtı Rorschach testidir. Psikolojinin bu testi on tane, her biri mürekkep lekelerine benzeyen fotoğraftan oluşur. İnsanlar bu fotoğraflara bakarlar ve – sürpriz! – herkes farklı bir şey görür. Bu farklılık nereden kaynaklanıyor? Cevabı çok basit: kendi iç dünyalarından. Böylece o bakanın ne gördüğünden o insanın iç dünyasını öğrenmiş oluyoruz. Yani korkularını, kaygılarını, beklentilerini, travmalarını anlıyoruz. Kısaca kimliğini.

Doktora çalışmamı bu anlayışa dayandırdım. Türklerin ve Yunanlıların kaç tür (siyasi) kimlik taşıdığını anlamak için belli bir “kişiyi” (karşılıklı olarak “Yunanı” ve “Türk”ü) nasıl algıladıklarına baktım. Her toplumun içinde, öteki konusunda farklı “değerlendirmeler” çıktı. Bu farklı görüşler farklı kimlikler (dini, milli, sol vb.) demektir. İşte kimlik insanları böyle sınırlar. Bu gruplaşmalara ister kimlik, ister paradigma, ister dünya görüşü veya farklı ideoloji ve inanç desek de, pek fark etmiyor. İnsanlar baktıklarında fotoğraf makinesi gibi çalışmıyorlar; ressam gibi davranıyorlar: aynı manzaraya bakanlar kendi iç dünyalarının etkisinde kalarak tabloyu farklı algılar ve çizerler. Kimileri daha neşeli renklerle, kimileri kasvetli bir romantik bir havada vb…

Aldatmacanın sonuçları
Bizler farkında olmadan ve tarafsız gözlemciler olduğumuz yanılgısına (zehabına) kapılarak hükümlerde bulunuruz. En başta imajlar, kalıp yargılar, çifte standartlar oluştururuz, kendimiz ve ötekiler konusunda. Tabii hoşumuza giden, bizi rahatlatan yorumları seçeriz. Kişisel, milli vb. mitoslarımızı oluştururuz. Bizler için güzelliği, üstünlüğü seçeriz, ötekiler için tersini. Bunu yapmanın en kestirme yolu geçmişe seçmeci bir biçimde bakmaktır. Bizim tezimizi kanıtlayacak ne varsa hatırlar ve hatırlatırız. İşimize gelmeyeni ya unuturuz, ya ikincil olay sayarız, ya bir mazeretle haklı çıkarırız. Öteki kötü bir şey yapmışsa bu olay onun karakterinin kanıtı sayılır; aynı şeyi bir yapmışsak hemen “nedenini” açıklarız. (“Nedeni” açıklamak aslında çok ilginç bir anlayışı gösterir: Sebep varsa iş “karakter” meselesinden çıkar gibidir. Onun için bizim kötü davranışlarımızın her zaman bir nedeni olur; karşı tarafın nedeni yoktur, yaptığı karakteri sonucudur!)

Bütün bu yöntemler bilincimizin dışında çalışan savunma mekanizmalarıdır. Sonunda (milli kimlikten söz ederken) kendi olumlu imajımıza karşı ötekinin olumsuz kalıp yargısını oluştururuz. Sonrası kolaydır. Hamaset nutukları “anlamlı” sayılır. Artık milli paradigma toplumca kabul edilmiştir demektir. Daha geçenlerde sayın Cumhurbaşkanı bir konuşmasında “olumsuz” Batılı devletlerden farklı olarak Osmanlı yayılmacılığının, kılıç zoruyla değil, saygı sevgi vb çerçevesinde gerçekleştiğini ve bu “gerçeğin” bütün işgal edilen ülkelerce kabul edildiğini söyledi. Kimse de şaşırmadı! Oysa Osmanlı ordularının kılıç kullanmış olduğunu herkes bilir. Ayrıca komşu ülkelerdeki “milli müzeleri” gezen Türklerin sergilenen olumsuz tarihi Türk imajı yüzünden şoka girdiklerini de hep duyuyoruz. İşte milli kimlik ve paradigma tam da böyle çelişkili olur.

Ne yapmalı?
Kimlikler ve sınırlayıcı paradigmalar yüzünden “taraf” olan bütün grupların gerçeklerle sorunları olduğunu son yazılarımda göstermeye çalıştım. Sorunun aşılmasının zor olduğunu da ima ettim. Gerçekten de zorluklar çok. Yine de bir şeyler yapılabilir sanıyorum. Ama bu konuda önerilerde bulunmadan önce sorulması ve samimiyetle cevaplandırılması gereken temel bir soru var: “Gerçekleri” duymak ve kabul etmek istiyor muyuz? Çünkü eğer yalanlar, tutarsızlıklar, çelişkiler, önyargılar ve kalıp yargılar bize rahatlık, güven, özgüven, sevinç, kıvanç gibi “yararlı” ve hoş duygular sağlıyorsa başka gerçekleri aramanın ne yararı ve ne anlamı var? Neden “başka gerçekler”, başka paradigmalar, başka kimlikler arayalım ki?

Milli devlet şemsiyesi altında eğitim yoluyla aşılanlara baktığımızda farklı bir görüşü kabul etmek bir yana, bu alanda eleştirel bir hava estirmek bile istenmediği görülüyor. Zaten benim aklımda “çözüm” olarak farklı bir “gerçeği” empoze etmek değildi; açıkça yanlış hatta saçma olan bazı gerçekleri sorgulamaya başlamaktı. Yani daha kuşkucu, farklı yorumları dinlemeye açık, eleştiriye tahammüllü, farklı düşünenle diyaloğa girmeye hazır olmak gibi bir aşama vardı aklımda. Çevreye açılmak, başkalarıyla ortak değer aramak, onların dediklerine de kulak vermek, nasıl düşündüklerini anlamaya çalışmak vardı aklımda. Ama böyle bir ihtiyaç yoksa, bunun eksikliğini hisseden yoksa “gerçeği aramak” kendimizi aldatan bir yalan olur.

Çözümler, çözüme gerek duyulduğunda bulunur. Korkarım içe kapanık toplumların en büyük sorunu da budur; değişme ihtiyacını duymamaktır. “Türk usulü toplum”, “bize özgü yönetim”, “ecdat biçimi yapı” “geleneklere göre günlük yaşam” gibi söylemler bunu çok güzel ifade ediyor. Farklılıktan çekinmek hatta korkmak eski alışkanlıklara bağlılığı getirir. Bu şartlarda bildiğimiz ve alıştığımız gerçeklerle kalınır. Bu şartlarda “gerçeği aramak”, bildiğimizle kalmak anlamını taşır.

Bu alanda oldukça kötümserim – hoş, son aylarda pek çok başka alanda da hiç iyimser değilim! “Gerçekler” konusunda çevreye ve dünyaya biraz daha yaklaşmak yolunda toplum olarak yol alınacağını pek görmüyorum. Ama kişi bazında durum çok farklı olabilir ve zaten bunun örneklerini her yanda görüyoruz. Kişiler tek tek, toplumun genelinden farklı bir seyri seçebilirler. Bir sonraki yazımda öğrencilerimle bu “gerçekler” alanında neler yaptığımızı anlatacağım. Sonuçlar iyi idi!

 

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.