| ‘Gerçeği’ ararken (6): Kimlik çalışmaları | ||||
|
|
HERKÜL MİLLAS Kimlik demek, farklı bir bakış, farklı bir algı, farklı bir değerlendirme demektir. Veya aynı şeyi tersinden söylersek, belli bir görüşü paylaşan gruplar için “farklı bir kimlik söz konusudur” diyebiliriz. Farklı kimlik taşıyan insanlar, aynı “şeye” bakarken farklı bir şey görür. Bu olayın en güzel kanıtı Rorschach testidir. Psikolojinin bu testi on tane, her biri mürekkep lekelerine benzeyen fotoğraftan oluşur. İnsanlar bu fotoğraflara bakarlar ve – sürpriz! – herkes farklı bir şey görür. Bu farklılık nereden kaynaklanıyor? Cevabı çok basit: kendi iç dünyalarından. Böylece o bakanın ne gördüğünden o insanın iç dünyasını öğrenmiş oluyoruz. Yani korkularını, kaygılarını, beklentilerini, travmalarını anlıyoruz. Kısaca kimliğini. Doktora çalışmamı bu anlayışa dayandırdım. Türklerin ve Yunanlıların kaç tür (siyasi) kimlik taşıdığını anlamak için belli bir “kişiyi” (karşılıklı olarak “Yunanı” ve “Türk”ü) nasıl algıladıklarına baktım. Her toplumun içinde, öteki konusunda farklı “değerlendirmeler” çıktı. Bu farklı görüşler farklı kimlikler (dini, milli, sol vb.) demektir. İşte kimlik insanları böyle sınırlar. Bu gruplaşmalara ister kimlik, ister paradigma, ister dünya görüşü veya farklı ideoloji ve inanç desek de, pek fark etmiyor. İnsanlar baktıklarında fotoğraf makinesi gibi çalışmıyorlar; ressam gibi davranıyorlar: aynı manzaraya bakanlar kendi iç dünyalarının etkisinde kalarak tabloyu farklı algılar ve çizerler. Kimileri daha neşeli renklerle, kimileri kasvetli bir romantik bir havada vb… Aldatmacanın sonuçları Bütün bu yöntemler bilincimizin dışında çalışan savunma mekanizmalarıdır. Sonunda (milli kimlikten söz ederken) kendi olumlu imajımıza karşı ötekinin olumsuz kalıp yargısını oluştururuz. Sonrası kolaydır. Hamaset nutukları “anlamlı” sayılır. Artık milli paradigma toplumca kabul edilmiştir demektir. Daha geçenlerde sayın Cumhurbaşkanı bir konuşmasında “olumsuz” Batılı devletlerden farklı olarak Osmanlı yayılmacılığının, kılıç zoruyla değil, saygı sevgi vb çerçevesinde gerçekleştiğini ve bu “gerçeğin” bütün işgal edilen ülkelerce kabul edildiğini söyledi. Kimse de şaşırmadı! Oysa Osmanlı ordularının kılıç kullanmış olduğunu herkes bilir. Ayrıca komşu ülkelerdeki “milli müzeleri” gezen Türklerin sergilenen olumsuz tarihi Türk imajı yüzünden şoka girdiklerini de hep duyuyoruz. İşte milli kimlik ve paradigma tam da böyle çelişkili olur. Ne yapmalı? Milli devlet şemsiyesi altında eğitim yoluyla aşılanlara baktığımızda farklı bir görüşü kabul etmek bir yana, bu alanda eleştirel bir hava estirmek bile istenmediği görülüyor. Zaten benim aklımda “çözüm” olarak farklı bir “gerçeği” empoze etmek değildi; açıkça yanlış hatta saçma olan bazı gerçekleri sorgulamaya başlamaktı. Yani daha kuşkucu, farklı yorumları dinlemeye açık, eleştiriye tahammüllü, farklı düşünenle diyaloğa girmeye hazır olmak gibi bir aşama vardı aklımda. Çevreye açılmak, başkalarıyla ortak değer aramak, onların dediklerine de kulak vermek, nasıl düşündüklerini anlamaya çalışmak vardı aklımda. Ama böyle bir ihtiyaç yoksa, bunun eksikliğini hisseden yoksa “gerçeği aramak” kendimizi aldatan bir yalan olur. Çözümler, çözüme gerek duyulduğunda bulunur. Korkarım içe kapanık toplumların en büyük sorunu da budur; değişme ihtiyacını duymamaktır. “Türk usulü toplum”, “bize özgü yönetim”, “ecdat biçimi yapı” “geleneklere göre günlük yaşam” gibi söylemler bunu çok güzel ifade ediyor. Farklılıktan çekinmek hatta korkmak eski alışkanlıklara bağlılığı getirir. Bu şartlarda bildiğimiz ve alıştığımız gerçeklerle kalınır. Bu şartlarda “gerçeği aramak”, bildiğimizle kalmak anlamını taşır. Bu alanda oldukça kötümserim – hoş, son aylarda pek çok başka alanda da hiç iyimser değilim! “Gerçekler” konusunda çevreye ve dünyaya biraz daha yaklaşmak yolunda toplum olarak yol alınacağını pek görmüyorum. Ama kişi bazında durum çok farklı olabilir ve zaten bunun örneklerini her yanda görüyoruz. Kişiler tek tek, toplumun genelinden farklı bir seyri seçebilirler. Bir sonraki yazımda öğrencilerimle bu “gerçekler” alanında neler yaptığımızı anlatacağım. Sonuçlar iyi idi! |




