| ‘Gerçeği’ ararken(3): Sonsuz gerçekler! | ||||
|
|
HERKÜL MİLLAS Son iki yazımda çağdaş milli devletlerin tarihi bir süreç içinde ortaya çıktıklarını, bu devletlerin vatandaşlarının farklılıklarına eşit mesafede kaldıklarını, bu alanda baskı yapmadıklarını, yaptıklarında ise kutuplaşmaların yaşandığını ve milli birliğin yara aldığını ve en nihayet milli devletlerin demokratik düzenlerle eş zamanlı olduğunu anlattım. Demokratik anlayışı genellikle adil olmakla, insana ve hukuka saygılı davranmakla ve halk egemenliğiyle ilişkili görürüz. Doğrudur. Ama tarihi süreç içinde demokrasinin en temel özelliği “gerçekler” alanında yaptığı devrimdir. (Adalet, saygı ve egemenlik kavramları zaman zaman geleneksel toplumlarda da var olmuştu.) Demokratik kararlar “çoğunluk” kararlarına dayandığı için değişebilirler demektir. Bugün doğru sayılan bir şey (kanun, değer, hak, vb.) yarın, başka bir görüşü savunan bir çoğunluk ortaya çıktığında terk edilir. “Halk egemenliğinin” anlamı bunu gerektirir. “Halk” görüş değiştirdiğinde doğru bildiklerimiz de değişecektir. Bu anlayış eski dünya ile yeni dünya arasında var olan belki en büyük farktır. Milli devletlerin vatandaşlarına karşı mesafeli olmaları ve farklılıkları kabul etmeleri bu anlayıştan doğar. Tersini düşünelim: Mutlak ve değişmez gerçeklere inanan devlet yöneticileri, en doğal biçimde baskıcı olacaktır. İdeolojilere inanmış olan rejimler totaliter olmuşlardır. Bu hem çok doğaldır hem de kaçınılmazdır. “Gerçeğin” ve “doğrunun” ne olduğunu bilen bir yönetici çoğunluk istedi diye bile bile “yanlış” bildiği bir şeyi yapmayacaktır. Stalin ve Hitler (ve bütün bu tür totaliter liderler) “gerçeğe” sahip olduklarına inanmış kimselerdi.
Pakistan kökenli İngiliz siyasetçi Sadık Khan, geçtiğimiz günlerde Londra Belediye Başkanı seçilerek şehrin ilk Müslüman belediye başkanı oldu.
Laiklik ve insan hakları Yani çağdaş milli devletin “demokratlığı”, halk egemenliğine, laikliğe ve insan haklarına dayanır. Ama bütün bunlar “gerçek nedir?” sorusuna getirilen bir cevapla da ilişkilidir. Mutlak, değişmeyen – ve daha önemlisi – birilerinin sözde bildikleri bir gerçeğin toplum içinde bulunmadığı “gerçeğidir” bu. Andre Gide’in bir sözünü hatırlatayım: Gerçeği arayana inan; gerçeği bulanlara kuşku ile yaklaş. Demokrasi ve milli devlet Demokratik ilkeler ise bir davranış rehberi değildir. Bir “ne yapmalı” listesini ezberleyen otomatik olarak demokrat olmuyor. Demokratlık bir alışkanlıklar paketidir. Bir ailenin, bir mahallenin, bir kentin insanları demokrat değilse, kurumları ve hukuku değiştirdiğinizde, o aile, o mahalle ve o kent birden değişmeyecektir. Değişim başka bir sürecin sonucudur; eğitimin. Eğitim ise çok yanlı, uzun süreli toplumsal ve tarihî bir süreçtir. Bu da başka bir yazı konusu olabilir. Şimdilik bu yazının yanlış anlaşabilecek bir yanını işaret ederek bitireyim. Hayali cemaatler Başka türlü söylersek, demokrat, laik vb. olan devlettir, kurumlardır; insanlar değildir. Bunun sonucunda, insanların özel hayatlarında inandıklarıyla, sosyal alanda yaptıkları arasında bir fark vardır. Özel hayat başkalarını ve devleti ilgilendirmiyor. (Türk usulü “kamusal alan” yasakları veya “zorunlulukları” da yoktur) Özel hayat sonuna kadar geleneksel olabiliyor. Ama toplum içinde insanların birbirleriyle olan davranışlarını düzenleyen çağdaş değerlerdir. Eğitim sistemi de bu değerleri genç kuşaklara hatırlatır. Bu serideki ilk yazıma, millileşme aşamasının en ilerisinde olan İngiltere ile bir Balkan ülkesi olduğu için bu süreçte geri kalmış olan Türkiye’yi kıyaslayarak başlamıştım. Bu satırları yazdığım günlerde kendini, Pakistan kültürü taşıyan bir Londralı Müslüman olarak tanımlayan Sadık Khan Londra Belediye başkanı seçildi. Ailesi İngiltere’ye 1947 yılında Pakistan’dan gelmiş olan Sadık Khan, dedeleri Alman Yahudisi olan rakibi Zac Goldsmıth’i on dört puan geride bıraktı. Bir an için okur kendisine şu soruyu sorsun: Altmış yıl önce, diyelim Portekiz’den gelip İstanbul’a yerleşen Katolik Hıristiyan bir ailenin Mario adında oğulları ile; İspanya’dan gelen bir aileden olan Jak adında bir Yahudi’nin İstanbul Belediye başkanlığı için yarışabilmesi ve seçimi birinin kazanabilmesi için kaç yıl geçmesi gerekir? İşte, çağdaş milli devlet olma yarışında bu sayı kadar ileridedir Londra. |





