| Yunanistan'da Karışıklıklar/Aktüel | ||||
|
|
H. Millas’ın Aktüel dergisi için yazılan yazısı – 2008.12.31 Yunanistan’da Karışıklıklar
Yunanistan’da Aralık ayı içinde yaşanan toplumsal protestoyu ve yıkımı farklı kesimler bütünüyle farklı algıladı. Sokak gösterilerine katılan gençlerin kendileri, oy hesabı yapan bazı siyasiler ve her halk hareketini coşku ile karşılayanlar olayları sağlıklı ve ufuk açıcı saydılar, başkaldırıyı kötü yönetime karşı bir davranış olarak gösterdiler. Öğrencilerle iyi ilişkilerini bozmak istemeyen bazı öğretim üyeleri – öğrenci dernekleri yöneticilerin seçiminde söz sahibidirler – sessizliği yeğledi. Buna karşın büyük sayıda aydın, akademisyen ve köşe yazarı da basın yoluyla olayları kınadı. Bu yazarlara göre saldırılar, dükkan ve kütüphanelerin yakılması, polise molotof kokteyli atmalar, okul ve üniversite binalarının işgal edilip yağmalanması demokratik rejime karşı eylemlerdir. Bu gelişmeleri anlamak için iki etkeni göz önünde tutmak gerek. Birincisi, gençler yaşları gereği genellikle anne babalarına ve topluma karşı isyan ederler, baş kaldırırlar. Bütün endüstrileşmiş toplumlarda bu böyledir. İkincisi Yunanistan’a özgüdür, ve bunun benzeri başka Avrupa ülkesinde görülmemiştir. Yıllardır her yıl, orta, lise ve üniversite gençliği istedikleri zaman ve herhangi bir bahane ile okullarını işgal edip kapatmışlardır. Bu okullar hep tahrip edilmiş, soyulmuş ve ne kimse ceza görmüştür, ne de ilgililer bu girişimlere müdahale etmiştir. Bu ‘özgür’ davranışlar yeni kuşaklar tarafından bir ‘hak’ olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu keyfilik sendikal eylemlerde, grevlerde de yaşanır. Toplu yapılan her hareket ‘demokratik ifade’ sayıldığından ‘yasal’ da sayılmaya başlanmıştır. Örneğin Atina’nın merkezinin habersiz ve izinsiz küçük bir gurup tarafından kapatılması ve kentin felce uğraması, yüzlerini kukuletalarla saklayan gençlerin etrafı ateşe vermesi çok olağan sayılmaktadır. Bu durum yıllarca süregelmektedir. Yasalar gittikçe geçerliliklerini yitirmiştir. Bir gencin polis tarafından öldürülmesi ise bu kez olayların daha büyük boyutlara varmasına neden olmuştur. Aşağıda son günlerde Yunan basınında yayınlanmış yazılardan seçmeler sunuyorum. Yunanistan’ın en saygın üç gazetesinde - Ta Nea, To Vima ve İ Kathimerini - yayınlanan bu yazılardan krizin bir cinayetle ya da ekonomik sıkıntılarla sınırlı olmadığı açıkça belli oluyor. * Olaylar sırasında üniversitelerde meydana gelen tahribatın tam dökümünü kamu oyu öğrenmelidir. Bazı rektörler, kendi korkaklıklarını haklı gösterecek durumda olmadıkları için bu zararları tam olarak bildirmemektedir. Bu zararı karşılayacak olanlar tabi ki vergileri veren halk olacaktır… Üniversite ‘dokunulmazlığı’ sonunda kör şiddet kullanmak için bahane olmuştur. I Kathimerini gazetesi başmakalesi (30.12)
Bu karışıklıklar ne yenidir ne de siyasi bir mesaj içermektedir. Sorunlarımızı sistematik bir biçimde ele alıp çözememe toplumsal rezilliğimizin bir belirtisidir. Th. Tasios (Ün. Hocası – 28/12).
Demokratik bir toplumun var olmasını sağlayan kurumların yasal sayılmadığı ve tanınmadığı bir durum yaşanıyor… Yunanistan’a gelen Pantelis Kapsis (Ta Nea gazetesinin başyazarı- 21/12)
Genci öldüren polisin keyfi davranışı ile bütün devlet kurumlarında (okullardan üniversitelere ve vergi dairelerinden inşaatları denetleyenlere) gördüğümüz keyfilik arasında pek büyük farklar yok… Üzücü olan mücadelenin, görüş ve fikir alanında verilmiyor olmasıdır. Dimitris Papadimitriu (Manchester Üniversitesi hocası – 21/12)
Bu olayları eskiden de defalarca yaşadık. Okullar ve üniversiteler hep işgal edildi. Aynı filmi izliyoruz, yalnız bahanesi ve boyutu farklı… Otuz yıldır aralıksız beslenen belli bir siyasi kültür olmasaydı bu olaylar böyle gelişmezdi… Bu kültür zorbalığa anlayış göstermekte, haklı saymakta, yasaların çiğnenmesini, kamusal servetin tahrip edilmesini kabul etmektedir. Koca bir kuşak genç bu iklimde eğitildi. Gençler, kendileri olaylara katılmadığı durumlarda bile bu olaylara hoşgörü ile yaklaşmakta, kendine iktidar karşıtı ya da devrimci diyen herkese sempati ile bakmaktadır. Stathis Kalivas (Yale Üniversitesi hocası – 21/12)
Gençlerden yana olduğunu ilan ederken, daha iyi okulların nasıl sağlanacağı konusunda somut öneriler yapmazsanız yaptıklarınız havada kalır. Alavamos’un (sol Siriza ittifakının lideri) söylemi tam da bu konuda inandırıcı değil. Samimi olsa bu günlerde yaşanan kaosu anlayışla karşılamazdı. Nikos Alivizatos (Anayasa Hukukçusu – 14/12)
Düne kadar anarşist olarak bilinen küçük grubun, Yunanistan çapında eylem yapan bir güce dönüşüyor olması ve giderek terörden bir adım mesafeye yaklaşmış olması büyük bir tehlikedir... Maskeleri, Alavanos’un başka birilerinin dediği gibi ‘gençliği’ gizlemiyor, zorbalığın ve her türlü yasa dışı eylemin hayranlarını gizliyor. Rihardos Someritis (Gazeteci – 14/12)
Sözde sol adına yapılan bu rezalet en açık bir biçimde mahkum edilmelidir. Bu konuda en ufak bir şüphe kalmamalıdır. Yıkıp yakanlara sesleniyor ve Sol adını kullanmalarını yasak ediyorum. Sizin sol ile bir ilişkiniz olamaz. Leonidas Kirkos (Solun tarihi liderlerinden – 13/12) |












.jpg)
