Murat Tokay/Zaman 27.06.2009
Cumartesi, 03 Aralık 2011 10:39    PDF Yazdır e-Posta

MURAT TOKAY

ZAMAN

27 HAZİRAN 2009, Cumartesi

Türkiye birinci vatanım

Ankara doğumlu bir İstanbul Rum'u o. Siyaset bilimci, akademisyen, inşaat mühendisi, çevirmen, yazar... Herkül Millas, 1970'te Türkiye'den göç etmek zorunda kalmış. Atletizmde Türkiye birincilikleri var. Balkan Oyunları'nda Türkiye'yi temsil etmiş. Şimdilerde Atina'da yaşıyor.2002 yılından beri Zaman'da yazıyor. Geçtiğimiz günlerde yorum sayfalarında yer alan yazılarını Zamandan Bir Ses adıyla kitaplaştıran Herkül Millas'la söyleştik. 

İstanbul'da mı doğup büyüdünüz?

İstanbullu Rum'um ama 1940 Ankara doğumluyum. Rumlardan Ankara doğumlu çok nadirdir. Babam, işleri sebebiyle Ankara'ya gitmiş, dört yıl orada kalmış. Sonra İstanbul'a döndük, hep burada kaldım. Çocukluğum Şişli'de geçti, Feriköy civarında...

Babanız ne iş yapıyordu?

Babam tüccar terzi idi. Aynı zamanda Beyoğlu'nda terzi dükkânı vardı.

Ailenizin İstanbulluluğu çok eski mi?

Dedem, Andros adasında doğmuş. Sonra küçük yaşta 1880'li yıllarda İstanbul'a gelmiş. Annem de, babam da onların babaları da İstanbullu.

Hangi okullarda okudunuz?

Feriköy Rum İlkokulu'nu bitirdim. Orta, lise ve yükseköğrenimimi Robert Kolej'de tamamladım. Şimdiki adıyla Boğaziçi Üniversitesi... İnşaat mühendisi çıktım.

Çocukluğunuz nerelerde geçti?

Evimiz hep Şişli'de idi. Evlendikten sonra Feriköy'deydim.

Okul bittikten sonra neler yaptınız?

Askere gittim ve askerliğimi Muş'ta 18 ay kalarak er olarak tamamladım...

Üniversite mezunları subay olarak yapmıyorlar mıydı?

Evet, subay olarak yapıyorlardı. Tuzla'daki yedek subay okuluna gittim. 6 ay eğitimden sonra piyadecilikte başarısız olduğum gerekçesiyle çavuş çıkardılar beni. Oysa ben o zaman atletizmde Türkiye şampiyonuyum. Beden olarak süperdim. Okulda 2 bin kişi vardı. Üç kişi er olarak yaptı askerliğini. Birisi benim, diğeri tanınmış bir yazar olan Demir Özlü, diğeri de Necmettin Yazıcı adında bir Kürt arkadaş. Güya başarısız olmuşum ama sebep tamamen siyasî idi.

Neden siyasî?

İki yaramazlığım vardı. Birisi İşçi Partisi üyeliği. İşçi Partisi'nde Mehmet Ali Aybar, Behice Boran'ların olduğu zaman. Diğer suçum ise dönemin başbakanı Hayri Ürgüplü'ye açık bir mektup yazmak. O dönemde Kıbrıs'ta olaylar oluyordu. Ürgüplü şöyle bir laf etmişti: "Kıbrıs'ta Türk öldürülürse İstanbul'da neler olur bilmem? 6-7 Eylül olayları tekrarlanabilir." Ben de "Başbakana böyle sözler yakışmıyor. Başbakan intikam alınacak rehinemiz yoktur, demeliydi; çünkü Rumlar bu ülkenin vatandaşı..." diye bir mektup yazmıştım. O mektup Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştı. Sanırım bu mektup küstahlık sayıldı. Ve ben askerliğimi er olarak yaptım. O zamandan beri yazmayı, sesimi duyurmayı seviyorum. Bu, benim konuşma hakkım. Çağdaş toplumlarda konuşma hakkımız var. Konuşma hakkı küstahlık sayılamaz. Bazı insanlar konuşma hakkını hâlâ tahrik, terbiyesizlik ve küstahlık sayıyor.

Askerlik bittikten sonra iş hayatına mı atıldınız?

Türkiye Petrolleri AŞ'de işe başladım. Aliağa Rafinerisi'nin kuruluşunda yer aldım. Bir buçuk yıl çalıştım. Sonra işten çıkarıldım.

İşten çıkarılmaya sebep neydi?

Aliağa'da gençlerin kurduğu sol bir dernek vardı. Orada faaliyetlerim oldu. Ama siyaset yapmadım. Göze batmışım demek ki. O yüzden işten atıldım. Oysa iyi mühendistim. Bir yılın sonunda çok başarılı bulunmuş, en iyi zammı almıştım. İşsiz kalınca 20 Şubat 1971'de Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldım.

Yunanistan'a mı gittiniz?

Hayır. Benim ayrılmaya niyetim yoktu. Ayrılmaya niyetim olsa askerlik yapmazdım. Yunanistan'a gitmek istemiyordum. Çünkü askerî cunta iktidardaydı. İtalya'ya gittim. Ama İtalya'da iş bulamadım. Bu arada Türkiye'de 12 Mart oldu. Türkiye'ye de dönemedim. Ailemin ısrarı ve mecburiyetten kendimi Yunanistan'da buldum. İnşaat mühendisi olarak hemen iş buldum. Ama Atina'da kalmadım. Arabistan'a gittim. Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Endonezya'da on yıldan fazla çalıştım.

Eşinizle İstanbul'da mı evlenmiştiniz?

Evet. 1965'te evlendim ve askere gittim. Eşim Robert Kolej'de Amerikan edebiyatı okudu. Üniversitede öğrenciyken evlendik Annem-babam, ben askere gitmeden İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldı.

Sene kaçtı?

Babam 1965 ihraçlarında ayrıldı. Türkiye'de yanlış bir yaygın görüş var. 6-7 Eylül oldu, Rumlar gitti diye. Aslında öyle değil. Gidenler her zaman vardı ama büyük göç o zaman olmadı. Azınlık okullarına giden öğrencilerin sayılarına bakarsanız çok az bir azalma olduğunu görürsünüz. 6-7 Eylül 1955'te oldu ama büyük göçün tarihi 1965'ten sonradır. Kıbrıs'taki olaylar bahane edilerek Yunan uyruklu olan İstanbullu Rumların oturma izinleri iptal edildi. 1965'te yaklaşık 15 bin kişi ayrıldı. Mallarını, paralarını alamadılar. Bir valiz alıp gittiler. (İstanbullu Rumlar Türkiye vatandaşlarıdır ama bir bölümü Yunan tabiiyetindeydi, 1965'te kovulanlar onlardı).

Türkiye'den ayrıldıktan sonra uzun süre dönemediniz mi?

Gelemedim. Koptum. Arkadaşlar siyasî bir davada adın geçiyor dediler. Oysa benim hiç illegal davranışım olmadı. Gelmek istemedim. Ama bu özlemi Yunancadan Türkçeye, Türkçeden Yunancaya çeviriler yaparak bir nebze olsun dindirdim.

Kimleri çevirmiştiniz?

Yunus Emre'yi, Can Yücel'i, Özdemir İnce'nin kimi şiirlerini Yunancaya çevirdim. Seferis, Kavafis'in bütün şiirlerini, Elitis ve Ritsos'un kitaplarını Türkçeye çevirdim. Yunan edebiyatını Türkiye'de tanıtanlardanım. Yurtdışında da olsam edebiyat çevreleri beni çevirilerimden tanırdı. O ara bir de Vatan Gazetesi'nde S. Çizmeli adıyla Türk ve Yunan ilişkileri üzerine yazılar yazdım. Çok önceleri de solcu dergilerde birkaç yazım çıkmıştı.

Arabistan'da ne kadar kaldınız?

Atina'da evimiz vardı. İki oğlumuz oldu. 1985'te Arabistan'dan koptum. Geçinecek kadar para biriktirmiştim. 1987'de emekli olarak o işlerden elimi eteğimi çektim. Yazıp çizmek istiyordum. 1989'da ilk kitabım Tencere Dibin Kara, Türkiye'de yayımlandı. Çok ilgi gördü o kitap. Kitapta Türklerle Yunanlılar ilk kez bir arada inceleniyordu.

İstanbul'a kaç yılında tekrar geldiniz?

1974'te bir kez geldim. Ama 1987'den sonra düzenli olarak gidip geldim.

Sonra Türkiye'de ne kadar kaldınız?

Ankara'da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Yunanca dili bölümü kurulmasına karar verildi. Dekan Prof. Melek Delilbaşı, bana bölümün kuruluşunda yer almam için teklifte bulundu. Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kurduk. İlk yıl sadece ben vardım. Bütün dersleri ben verdim. Ders programını yaptım. Çocukların okuması için birçok yazı yazdım. Sonra onları kitaplaştırdım. Yunan tarihi, Yunan edebiyatı gibi kitaplar... Bu kitaplar hâlâ okutuluyor üniversitede ve benim öğrencilerim de hocalık yapıyorlar. Bir yıl diye geldim ama 1990 ila 95 arasında Ankara'da kaldım. On beş yıl uzak kalmıştım. O arayı kapattım. Artık düzenli olarak Türkiye'yi takip etmeye başladım. Her gün Türk gazetelerini okurum. Türkiye'yi düzenli televizyondan da izlerim. Yunanistan'dan daha iyi izlerim Türkiye'yi.

Siyaset bilimciliğiniz nereden geliyor?

Ben Ankara'da iken Siyasal Bilgiler'de hoca olan Sina Akşin, kolejde hocamdı. İyi bir öğrencisiydim. Sonraları da arkadaş olduk. Gel doktora yap dedi. Master sınavında yüz kişi arasında birinci oldum. İki yıl sürdü master. Tezim 'Yunan Ulusunun Doğuşu' diye kitap oldu. Birkaç baskı yaptı. Sonra siyaset bilimi dalında doktoramı yaptım. O da 'Türk Romanı ve Öteki' adıyla kitaplaştı. Ankara'da bir tarafta hocalık yaptım diğer tarafta öğrenciydim. Tabii sınıfın en yaşlı öğrencisiydim ve bazı hocalarım bana abi derdi.

Yunanistan'da neler yaptınız peki?

Ben akademisyen değilim. İşim hocalık değil. Yunanistan'da Türkiye'yi ve Türkçeyi bilen birilerini arıyorlardı. Beni buldular. Rodos'taki Ege Üniversitesi'nde ve Atina Üniversitesi'nde toplam 10 yıl ders verdim. Ankara'da Yunanistan'ı tanıtırken Atina'da Türkiye'yi tanıttım.

Gazetelerde yazdınız mı?

Yunanistan'da birkaç gazetede yazdım düzenli olarak. Şimdi sadece Zaman'da yazıyorum.

Zaman'da yazarlığınız nasıl başladı?

Doğan Ertuğrul, Zaman temsilcisi olarak Atina'ya gelmişti. Onunla tanıştım. Arkadaş olduk. Beraber Aynaros'a gittik. Sonra Doğan vesilesiyle Eyüp Can'ı tanıdım. Eyüp'le de Aynaros'u ziyaret ettik. Oğullarım hep bana takılır. Babam Aynaros'a gider ama hep Müslümanlarla diye. Bu geziden bir süre sonra Eyüp Can bana yazma teklifinde bulundu, ben de kabul ettim. 2002'nin sonuna doğru yazmaya başladım.


Zamancılar seni kullanıyor diyorlar, keşke başkaları da kullansa!

* Zaman'da yazmak benim için çok yararlı olan bir sınavdır. Kendimi test ediyorum. Zaman'daki yazıların kimi zaman kuşku, kimi zaman tepki veya öfke doğurduğunu görünce de yazılarımın boşa gitmediğinin işareti olarak algılıyorum. Ama kendimi kontrol etmeme, eksiklerimi ve yanlışlarımı anlamama neden oluyor.

* Bence Türkiye'de en büyük sorun insanlar arasındaki tahammülsüzlüktür. Siyaset bilimi diliyle söylersek asgari müştereklerde uyumsuzluk. Zaman'da yazmak benim için bu alanda bir arayıştır. Yazılarımla 'ortak' olabilecek alanı arıyorum. Hem kendi inançlarımdan ayrılmadan hem de farklı görüşte olanlarla bir arada yaşamayı olanaklı kılacak zemini arayarak. Yanılmıyorsam Zaman'ın felsefesi ve arayışları da bu yöndedir.

* Kimi zaman birileri bana 'Zamancılar seni kullanıyor' diyorlar, 'keşke başkaları da kullansa' diye karşılık veriyorum.

* Eskilerden en sevdiğim Türk romancı Halit Ziya'dır. Reşat Nuri, Sait Faik, Sevgi Soysal, Oğuz Atay'ı; Yaşar Kemal'in ilk üç romanını severim. Yenilerden Orhan Pamuk, Elif Şafak ve İhsan Oktay Anar. İhsan Oktay'ı yeni keşfettim sayılır, şaşkınlık ve hayranlıkla okuyorum.

* Her gün mutlaka Zaman, Hürriyet ve Sabah gazetelerini okurum.

* Mehmet Barlas, benim moralimi yükselten adamdır. Bir söyleşide Barlas'a kimleri okuyorsunuz diye sormuşlardı. O da Şükrü Hanioğlu ve Herkül Millas diyordu.


ATLETİZMDE TÜRKİYE BİRİNCİSİ

Atletizme 1959'da başladım. Okulun yarışlarında dikkat çektim. Sonra Türkiye Atletizm Federasyonu ilgilendi. Yıllarca 100 ve 200 metrede İstanbul şampiyonu oldum. 1962'de Türkiye şampiyonu oldum. Milli takıma birkaç kere seçildim. Balkan Oyunları'na katılarak Türkiye'yi temsil ettim. Yüksek atlamada gençler arasında birinciliğim de vardır. Bir İstanbul dekatlon birinciliği.

İSTANBUL'DAN AYRILMAK ZOR GELDİ

Türkiye'den ayrıldığımda saksısından çıkarılmış bir çiçek gibi hissediyordum kendimi. Kökleri havada gibi. Yunanistan yabancı bir ülke değil. Fakat benim Türkiye'yle ilişkim farklı. Siyasî hayatına, edebiyat hayatına, spor hayatına, iş dünyasına girmiş bir insanım. Yunanistan'a gidince birden işe yaramayan bir adam gibi hissettim. Özlemi dindirmeme çeviriler yardımcı oldu. Ama entegre de oldum. Zamanla çevre edindim. Orada da çevrem var. Türkiye, benim birinci vatanım. Burada çevrem daha geniştir. Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


 


 

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.