Nuriye Akman/Zaman 25.05.2003
Cumartesi, 03 Aralık 2011 10:29    PDF Yazdır e-Posta

NURİYE AKMAN

ZAMAN

25.05.2003

Türk vatandaşı Herkül Millas: Kuzey Kıbrıs’ın tanınması için sınırlar açılıyorsa, Türkiye sorunu anlamamıştır

Herkül Millas’ı gazetemizdeki yazılarından tanıyorsunuz. Ömrünün ilk 31 yılı doğup büyüdüğü Türkiye’de, diğer 31 yılı ise Yunanistan’da geçti. Enerjisinin ve birikiminin büyük bölümünü iki ulus arasında yakınlaşmayı zorlaştıran hataları anlatmaya adadı. İçimizdeki düşmanlık yaratan, paronoid duyguları bilinç düzeyine çıkarmaya çalıştı. Kendisiyle yolum geçenlerde İstanbul’da çakıştı. Türk Basın Enstitüsü Derneği’nin gazeteci eğitim programı çerçevesinde ben öğretmen olarak bulunuyordum. Millas da Türk–Yunan ilişkilerine dair bir konferans vermek üzere davet edilmişti. Şimdiye kadar üzerinde dikkatlice düşünmediğim bir konuda farklı bir pencere açtı ufkumda..…

Kıbrıs’ta iki kesim arasındaki sıkı sıkıya kapalı kapılar açıldı, bir vukuat olmadı. Ne ders çıkardınız bundan?

Nasıl stereotipler, peşin yargılarla düşündüğümüzü, oysa hayatın kendisinin ne kadar farklı olduğunu gördük. Şimdiye kadar, bu toplumlar bir arada yaşayamaz diyorduk. Baktık ki, o kadar büyük sorun yok. “Yunanlı politikacılar, Türk aleyhtarı bir söylem geliştirerek prim yapıyor” dedik. Bir baktık, Papandreu dostluk politikası yürüttü ve Yunanistan’ın bir numaralı politikacısı oldu.

Bu Papandreu’nun kişiliğiyle alakalı istisnai bir durum mu?

Papandreu, dengeli, duygularını ve peşin yargılarını kontrol edebilen bir insan. Kendi ailesi içinde peşin yargı denen işlemin dramını yaşadı. Annesi Amerikalı. Babası Yunanlı. Yunanistan’da çok yaygın anti–Amerikanizm var. Adam Amerikan aleyhtarlığını ailesinin içinde yaşadı. Amerikalılar aleyhine söylenen, oluşturulan stereotipleri, annesi hakkında duydu. Tepkisini tahmin edebiliyorum. Onların saçma olduğunu, halklara böyle özellikler yakıştırılamayacağını kendi hayatında yaşadı. Aynı laflar Türkler aleyhinde söylendiğinde, herhalde tepkisi aynı oldu.

Kapıların açılması, Yunanistan’da bir özeleştiriye yol açtı mı?

Milliyetçi denilince Yunanistan’da, hırçın, faşistten de aşağı, şoven bir kavram anlaşılır. Bu şoven kesimde seslerini yükseltenler oldu. Ama son dönüşümden sonra bazı yeni insanlar saygınlık kazandı. Bu adamlar yıllarca Yunanistan’ın dış politikasını eleştirmişlerdi. Onlara hain, saf dendi. Papandreu’nun politikası semere vermeye başladıktan sonra bu adamlar prestij kazanmış oldular. Bunlardan Heraklades’in Yunan politikasının aleyhinde bir kitabı var. Türk düşmanlığı hangi kesimlerde, ne boyutlarda var, neden kaynaklanıyor? Bunları ele alan ve bu durumu eleştiren bir kitap. Bizzat Papandreu’nun vakfı finanse etti. Bu kitap İletişim’den Türkiye’de de çıktı: Yunanistan ve Doğudan Gelen Tehlike: Türkiye.

Demek ki bireyin toplumu dönüştürme gücü sanıldığından da fazla.

Papandreu, Yunanistan’da cunta yıllarında, Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin başkanıydı. Onun Türkiye’deki karşılığını Murat Belge üstlenmişti. Bu ikisi arkadaştılar zaten. Şimdi Murat Belge’yi siz Türkiye’nin Dışişleri bakanı olarak düşünün, Papandreu’yu daha iyi anlarsınız.

Sabancı Yayınları’ndan çıkan Türk Romanı ve Öteki, Ulasal Kimlikte Yunan İmajı adlı kitabınızı konuşalım. Nasıl başladı bu konuya ilginiz?

Önce Yakup Kadri’nin Milli Hikayeler’ini okuyarak başladım. Yunan imajı çok çarpıcı geldi bana. İlk okuduğum, İstiklal Savaşı’yla ilgili korkunç bir hikayeydi. Yunanlılar canavar gibi resmediliyordu. Daha sonra Halide Edip, Sait Faik, Ömer Seyfettin okumaya başladım. Ondan sonra işte 450 romanla, Türk romanının profili çıktı. “Öteki” olarak Yunanla ilgili beş–altı büyük akım var. Kimilerine göre düşman, kimilerine göre örnek ve olumlu. Ötekine bakış biçimimiz, bizim kimliğimizi ele verir. Roman yazmak, resim çizmek gibi. Resmi çizdiğimiz zaman kinimiz mi, düşmanlığımız mı, korkumuz mu var, her şey ortaya çıkıyor.

Çıkardığınız en çarpıcı sonuç neydi?

“Osmanlıcı” romanlarda, Halit Ziya’da meselâ, Yunanistan aleyhinde tek kelime yoktur. Milliyetçilik gündeme geldiği zaman da, Yunanistan lehinde tek kelime yoktur. İki yüz tane Yunan karakter varsa hepsi kötüdür. Marksistlerde, işte Orhan Kemal vs., farklı bir sınıfsal yaklaşım var. Nazım Hikmet, “İşçilerimiz yakın, ama bizi ayıran milliyetçiliktir.” diyor. “İnsancılar” dediğim bir kategori var. Sait Faik ve Reşat Nuri Güntekin çarpıcı iki örnek. İnsanları milli kategori olarak görmüyorlar. Sınıf olarak da görmüyorlar. İnsanları insan olarak görüyorlar.

Bu kitabın Yunan versiyonunu da yazdınız: Yunanlıların ve Türklerin imajları. Niye Türkçeye çevrilmedi?

Çevireceğim herhalde. Ayrıca buna okul kitaplarını ve tarihçiliği ekledim. Yeniden yazdım, Yunan kurgusuna göre. İki toplum arasında çok çarpıcı farklar var ama imajlar çok benziyor. İnsanları gerçekten tanımaya başladığımızda ve gerçek insanlardan söz edebilen yazarlar gündeme gelince, “öteki” daha dengeli resmediliyor. Tanımadığımız, uydurduğumuz insanlar olunca komik ve kötü imajlar çıkıyor. Osmanlıcılarda “etnik öteki” yok. Ulusçu bir dünya görüşü olmadığı için, Yunan’ı da zaten Yunan olarak görmüyor. Komşuyu yalnız “komşu” olarak görüyor. Halit Ziya, Şemsettin Sami, Ahmet Mithat, Recaizede Mahmut, Ahmet Rauf gibi yazarlarda Yunanlı kavramı yok. İsimler var: Ahmet, Mehmet, Yorgo, Etnik kimlik ikincil hatta önemsiz. Sait Faik’te, bütün insanlar birdir. Onda tasavvufi, panteist bir görüş var. Şimdi bu, bir uçtan bir uca geniş bir yelpaze. Yunanistan’da bu yelpaze yok, ortada bir şey var. Osmanlıcıların, insancıların, aşırı milliyetçilerin muadilleri yok. Yunanistan’da millilik var bütün yazarların kafasında. Bu, şu demek: Yunanlılar 1830’larda roman yazmaya başladığı zaman uluslaşma olup bitmişti.

Öyleyse Türkiye’deki kavgaların nedeni uluslaşmanın geç başlamış olması mı?

Evet ve tamamlanmamış olması. Yani birbirimizi kabul edemememiz Türkiye’de. Herkesin herkese düşman gibi bakmasının bir boyutu bu. Herhalde on, yirmi, otuz yıl sonra azalacak, herkes herkesi olduğu gibi kabul edecek. Yunan romanında soyut ve somut iki türlü Türk var. Soyut; yakından tanımadığınız, tarihi bir boyutu olan, erkek olan, devlete bağlı olan, devletle ilişkisi olan, devleti temsil eden, padişah, sultan, asker, memur gibi insanlar. Bunlar, Yunanlıların karşısında bir tehdit olarak varlar. Sert, baskıcı insanlar. Bir de Türklerle beraber yaşamış insanların hatırladığı somut insanlar var. Onlar normal insanlar. İyileri de var, kusurluları da. Bir romanda olması gerektiği gibi.

“Öteki” açısından normalleşmek için hangi ulusun daha fazla mesafe almaya ihtiyacı var?

Bizim peşin yargı dediğimiz şey, her iki taraf için “bilgidir”. İki taraf da peşin yargı sahibi olduğunu bilmez. Bu bakımdan benziyoruz; uydurduğumuz bir Yunanlı var, uydurduğumuz bir Türk var. Türkiye’nin rahatsızlığı Yunan’la ilgili, güvenlik ve meşruiyet sorunudur. Yani “topraklarımı kaybederim” korkusu. Bunu körükleyen de Yunan tarafı. Son 150 yıllık Megali İdea iddiası, Türkiye’de huzursuzluk yaratmıştı. 1922, Yunanistan’da resmen Megali İdea’nın sonu olarak ilan edildi.

Peki ya zihinlerde?

Zihinler çok karışık bir olay, onu bilemeyiz. Bir de zihinlerde yok olabilir ve yeniden gelebilir. Türkiye’de pan–Türkizm ne kadar var? Sovyetler Birliği yıkılınca Türkiye’de bir “kardeşlerimize kavuşacağız” havası esti. Yarın Orta Asya’daki Türk devletleri ile ortak bir devlet kurma projesi gerçekleşir gibi olursa, ne kadar yeniden pan–Türkizm çıkar, bunun cevabını veremeyiz. Yunanistan’da Megali İdea yoktur. Arada sırada marjinal insanlar çıkıp, böyle işte “İzmir’i alalım, İstanbul’u alalım” deyince herkes güler yani. Bunu kimse ciddiye almaz.

Peki Kıbrıs tartışmalarında durum ne?

Kıbrıs’ta Megali İdea’yı Türkiye görüyor. Yunanistan’ın gördüğü Kıbrıs’ta bir bağımsızlık savaşı. Kıbrıs olayı çıktığı zaman, bütün dünyada bağımsızlık savaşları vardı. Orada bir İngiliz dominyonu var. Orada bir İngiliz’in işi ne? Olay bu. İngilizlere başkaldırma var. Kıbrıs’taki yanlış, bu başkaldırıyı Rumların yapmış olması ve Türklerle birlikte yapmamış olması. İkisi ortak yapsalardı İngilizleri kovup orada bağımsız bir devlet kurulurdu. Oradaki hata, Yunanlıların adayı, yalnız Yunan olarak görmesidir. Yoksa yaptıkları bağımsızlık savaşı haklı bir savaştı. Hata bu savaşa Türkleri katmamaları veyahut da Türklerin katılmak istememeleri. Türkler sonunda azınlık olarak kalacaktı o bağımsızlık sağlansaydı ve Türkler azınlık olmak istemiyorlardı. Yani orada Megali İdea yok.

Hayatınızın ilk 31 yılı Türkiye’de, ondan sonraki 31 yılı Yunanistan’da geçti. Orada mutlusunuz. Kendinizi daha mı güvende hissediyorsunuz?

Yok güven değil sorun. Hayat standardı Yunanistan’da daha iyi. Bir de ben Türkiye’de azınlık olarak yaşadım. Orada azınlık değilim elbette. Ben azınlık psikolojisini yaşamamaya çalıştım ama Türkiye’de toplum beni azınlık olarak mimledi ve o duyguyu aşılamak için ellerinden geleni bana yaptılar.

Demek kaçmışsınız Türkiye’den.

Hiç olmazsa geri dönmek istememin bir nedeni de o.

Orada da “Türk dostu” olmayı size negatif bir özellik olarak yansıtıyorlar mı?

Yunanistan’da şoven bir kesim beni “saf, hain, şüpheli” bir insan olarak görür. Fakat beni seven, sayanlar, “Türkiye’yi bilen adam” olarak tanırlar. Bana güvenen büyük bir kesim var. Asıl enerjiyi oradan alıyorum ben. Rodos’taki Ege Üniversitesi’nde huzur içinde Türkçe, Türk Edebiyatı ve Türkiye’de Siyasal Akımlar diye üç ders verebiliyorum.

Türk vatandaşısınız hâlâ?

Evet. Ben Yunan vatandaşlığının bütün avantajlarını da kullanıyorum, İstanbullu Rum olarak.

Türk vatandaşlığından vazgeçmemeniz, duygusal bir tercih miydi?

Evet. Biraz da ben bunu pazarlamasını yapmak istemediğim bir hak olarak görüyorum. Bu hakkı birileri benden almaya çalıştı. Ben Türkiye’de doğdum, okudum, çalıştım. Atletizmde Türk Milli Takımı’nı temsil ettim. Türkiye’de memur ve asker oldum. Hem inşaat mühendisiyim, hem siyaset bilimcisiyim. Mühendisler Odası’nda üye oldum, İşçi Partisi’nde çalıştım. Çeviri yaptım, Türk edebiyatını dünyada tanıttım. Türk edebiyatı okutuyorum. Bir suçum da olmadı, bir zararım da. Buna rağmen bana Türk vatandaşlığını layık görmeyen bir kesim var. Bana çavuş olarak askerlik yaptırttılar. Beni güya cezalandırdılar.

Sırf Rum olduğunuz için mi?

Hayır. Çünkü Rumların hepsi böyle olmadı. Ben ayrıca gençliğimde Başbakan Suat Hayri Ürgüplü, Rumlar aleyhinde atıp tuttuğunda, “Ayıptır böyle şeyler yapılır mı?’ diye açık mektup yazdım. Sanıyorum ondan. Aslında teşekkür etmek gerekiyor beni çavuşa çıkaranlara. Üniversite bitirenler subay olur. Sıradan Türk gençleriyle temas kuramazlar. Ben bir buçuk yıl, o koğuşta Türkiye’nin her tarafından gelen sıradan gençlerle yaşadım. Türk halkını orada tanıdım. Bu büyük avantajım.

Sol kökenden gelen bir insansınız. Birlikte yola çıktığınız arkadaşlarınız bugün başka bir noktadalar değil mi?.

Evet. Herhalde farklı nedenlerden solcu olmuştuk o yıllarda. Şimdi yollarımız ayrıldı. Belki yollarımız baştan ayrıydı da, fark etmemiştik. Benim solcu olmamım nedeni, millet kavramını ikincil sayarak, insanlar arasında bir eşitliğin sağlanmasının istenmesiydi. Türkiye’de sosyalizmin bu yönde yardımcı olacağına inanmıştım. Meğerse, onların derdi, Türk devletini kurtarmakmış. Benim derdim tüm insanları kurtarmaktı. Bu arkadaşlar halen ‘devleti’ kurtarmaya uğraşıyorlar.

Kimlik olarak Türkiye AB’ye entegre olabilir mi?

Batı, Türkiye’yi istemiyor deniyor. Bir kesim istemiyor, doğru. Bir kısmı da istiyor. Bir kısmı şartlı istiyor. Hep unuttuğumuz şey Türk tarafı. Nasıl ki Batılıların eski yüzyılların mücadelesinden kalan peşin yargıları varsa, Türkleri “Doğu’dan gelen tehlike” olarak görüyorlarsa, Türk toplumunda da batıya karşı bir güvensizlik var. Biz o boyutu hiç görmüyoruz Türkler olarak. Haçlı seferi lafını duyunca tüylerimiz diken diken oluyor. Çünkü bunlar yüzyıllarca saldırmış. Ondan sonra emperyalist olarak bir güç vardır Batı’da. Onlar da yüzyıllarca saldırmış. Dolayısıyla bu toplumda da Batı’ya karşı bir peşin yargı var. Bunun bilincinde olmakta yarar var. “Batılılar bize güvenmiyor” dediğimiz zaman, biz aynı zamanda onlara güvenmediğimizi beyan ediyoruz. “Bizi anlamıyorlar” lafı, anlaşamıyoruz demektir.

Türkiye AB’ye girerse ne olur, Türk–Yunan ilişkileri?

Sorun aslında Türklerle Yunanlılar arasında değil. Her ülkenin içinde kendi sorunları var. Kendi sorunlarını çözen bir Yunanistan ve Türkiye, aralarındaki sorunları kolay aşar. O da tarihi ile hesaplaşma değil, çevreyle uyum sağlama, korkularını yenme ile olur.

Rumların Türkiye’ye vizesiz gelmeleri konusuna ne diyorsunuz?

Sınırların açılması, insanların birbirleriyle tanışması hoş ve yararlıdır. Denktaş yıllarca bu çabaları sistemli bir biçimde engelledi. Şimdi her nedense destekliyor. Mantığını izlemekte zorluk çekiyorum doğrusu. Türkiye’nin son davranışı, yani Kıbrıslı Rumları Türkiye’ye vizesiz kabul etmesi de hoş ve yararlı. Ama aynı davranışın karşı taraftan istenmesi, akla bütün bunların propaganda amacıyla yapıldığını getiriyor. Yunanistan’ın bir AB üyesi olarak Türkiye ya da başka bir devlet konusunda istediğini yapamayacak durumda olduğunu bilmezden gelmeyi başka nasıl açıklayabiliriz? Kaldı ki bütün bunlar, dolaylı olarak Kuzey Kıbrıs’ın tanınması için yapılıyorsa o zaman da ‘Kıbrıs sorununun’ ne olduğu hâlâ anlaşılmadı demektir.

 

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.